“ilimle gidilmeyen yolun sonu karanlıktır.” Hacı Bektaşi Veli

  • Yazının Tarihi: 2 Şubat 2017
  • Bu Yazıyı Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş

“İkra bismi Rabbikellezi halek” = “Oku!…Yaratan Rabbinin adıyla oku”

Bu sözler Allah (CC) kelamı olup, Kur’anın indirilişinde ilk vahiy tümcesidir. Kuran-ı Kerimin Alak Suresi’ndedir.

Alak suresi (Arapça: سورة العلق) elimizdeki Kur’an-ı Kerim’in 96. suresi. 19 ayetten oluşan bu sure Mekke’de bildirilmiştir. Kur’an’ın ilk bildirilen ayetlernden oluşan surenin ilk 5 ayeti “Oku!…” buyruğunun gizini taşır. “Oku! Yaradan Rabbi’nin adıyla oku” tümcesi bu surenin ilk ayetidir.

İkra ; oku, anla, arkasından git yaşa anlamlarının hepsini aynı anda içinde bulunduran arapça bir sözcüktür. Emir olup, talimat bildirir.

Acaba “Oku!…” diye kime buyurulmuştur?…

Bu buyruk Hz. Muhammede (SAV) verilmiş olamaz. Çünkü O okuma yazma bilmeyen biriydi. Buna karşılık tebliği ulaştıran Hazret-i Cebrail (as) bu buyruğu üç kez yinelemiş, her üçünde de aynı yanıtı almıştır : “Ma ene bikariin = Ben okumayı bilmem!…”. Üstelik vahiyin indiği sırada ortamda yazılı bir metnin varlığı da söz konusu değildir ki okuma gerçekleştirilebilsin… Bunlardan “Oku!…” buyruğunun yüce Peygamberimiz için indirilmediği kolayca anlaşılır.

Ama bu buyruğun Hazret-i Cebrail (as)ce, her seferinde olumlu yanıt alınmamasına karşın, üç kez yinelenmesi de, ne denli önemle üzerinde durulduğunun bir kanıtıdır.

İlk ayetteki “Yaradan Rabbinin Adıyla…” tümcesi, Rabbin yardımıyla okumanın kolaylaşacağını göstermektedir. Belki de bu buyruk. Kur’anın okunması için inananlara (mü’minlere) gönderilmiş olabilir.

Ancak her eylemlerini Kur’anın buyurduğu doğrultuda gerçekleştirme durumunda olan mü’minlerin, Kur’anın deyişlerinden habersiz, Onu okumamış ya da ezberine almamış olması da düşünülemez. Demek ki mü’minler için Kur’anın okunması için ek bir buyruğa gerek yoktur. Çünkü bağlı oldukları İslamın kaynak bilgisi oradadır. İster istemez Kur’anı okuyacak ya da belleyeceklerdir. Hiç bir kuşku yok ki bu gerçek Rab katında bilinmekteydi.

“Oku!…” buyruğunun gizini çözebilmek için Alak Suresinin 2., 3., 4.,5, inci ayetlerini dikkatlice izlemek gerekir.

İkinci ayette “O, insanı pıhtılaşmış kandan (alak’tan) [*] yarattı.” denilmektedir. Bu ayet ile yaradılış mucizesini örten giz perdesinin bir ucu kaldırılmış oluyor.

Günümüz bilgisine göre ana rahminde geçirdiği 40 haftalık (280 gün) dönem içinde canlı tek hücreli bir varlıktan, kurbağa larvalarını andıran görünümlerden sonra doğuma yaklaşırken insan görünümünü kazanır.

Üstelik geçirdiği bütün dönemler su içindedir. Rabb-ül Âlemîn, yaşamın tek hücreli olarak başlamasından, suda yüzen varlıklardan geçip, sonunda karada yaşayan canlılara nasıl geçildiğini bu 40 haftalık süre içinde biz insanlara göstererek anlatmış bulunmaktadır. Kuran’ı Kerimde kendine özgü simgesel dille anlatılan tam da budur.

Ayrıca surenin adının, başka bir şey değil de, Alak olması çok anlamlıdır [**]. Bununla, bütün anlatılmak istenenlerin merkezinde bir yaradılış mucizesi bulunduğu adeta vurgulanmaktadır.

Tek başına, milyonlarca yıl boyunca her doğumda yinelenen bu tek gerçek bile, Allaha (CC) iman edip, O’nun varlığına inanmamız için yeterlidir. Kaldı ki yaratılmış doğa buna benzer olgularla doludur.

Bunun ardından,

“Oku! Rabbin, en büyük kerem sahibidir.” (3. Ayet)
“O Rab ki kalemle (yazmayı) öğretti.” (4. Ayet)
“İnsana bilmedikleri şeyi öğretti.” (5. Ayet)

Share Button
Anahtar Kelime:

Bir Yorum Yazın